Şuursuzca bir ileri bir geri sarıyor hayat. Ölümün penceresinden bizi izlerken Tanrı, oda oda karanlığın matemine gömülmüş zebanilerin hayatımızın tam oratasında bulunması gibi... Yine, yeni, yeniden... Tam tanımlaması bu hayatın; şuursuzca bir ileri bir geri sarması gibi.
Bu gün yükseliş günü hayatın, aynı anda bitiş ve düşüş günü olduğu gibi. Paradokslar içinde gizlenmiş bir soytarıya benziyor silüeti. Bakın, orada, siz kahvelerinizi yudumlarken, paranoyak bir dizi müziğin teki kulaklarınıza yapışmış, o size "X" kromozomlarınızın altından nanik yapıyor. Nedir bu soytarı rüyaları?
Cüce! Cüce...
02 Ekim 2009 Cuma
04 Ağustos 2009 Salı
Gecenin Güncesinden
Şafakta kavga var yine. Nefret ediyorum maviden, beyazdan. Nedir bu mesele? Hükmünü sürdüğü mutluluk neden? Yine aydınlanmak için can atmak niye? Şarapçıların ana kucağı, keşlerin pezevengi ve hayallerin mekanıyım ben. Ben var olduğumda ışıklar yanar ve rüyalar başlar. Sarasarpar her düşünce, hayal... Yapayanlız kalır insanoğlu, anasının karnındaki nû kısmı gibi, fikirleriyle, hayalleriyle, korkularıyla yapayanlız kalır. Savaş yapılmaz ancak, benim doğama aykırı. Her kesi kör ederim ben, rengim yoktur benim. Duvarlar bile kararır yapaylıklar sönünce.
"- Ben seni, günahları ört diye yarattım ey sıfat! Sensizliği bilmeyen insanoğlu, senin olduğunun kıymetini nereden bilebilir! Nereden geldiğini bilebilirler mi ki, örtebilesin onların günahlarını. Ahkam kesmek kolay gibi gözükür onlara kahkahalarda ama seninle başbaşa, yapayanlız kaldıklarında kendilerine kahrederler. Namlunun ucundaki kurşuna döner beyinlerindeki zamansız fikirler, sadece o kurşundan tetiğin çekilmesini beklerler. Kurarlar, kurarlar, kurallar gibi net bir şekilde hem de. İçlerinde fakir olanlar sevmez seni, zengin olanlarsa yer değiştirmenizi beklerler. Tam o saatte gelir, kanatlarından sedefler akan hayal perileri, ilham gibi, kan gibi, damla gibi. Az insan bilir kıymetinizi, benim bildiğim gibi."
Tanrım! Ben sadece bir isim, bir sıfatım. Senin ahlakından kopma, günahları benim karanlığımda boğanım. Bitirmek istesem de şu siyah, narin bedenimin hayallerini, fırtınanın kopacağı o günleri beklerim. Ben; ilham perisinin yuvası, ne kadar kavga etsem de ikizimle, ruhum sadece senin onunla birlikte.
Ben, yıllardır değişmez kulun, simsiyah gözlerimle;
Narin,
"Gece".
"- Ben seni, günahları ört diye yarattım ey sıfat! Sensizliği bilmeyen insanoğlu, senin olduğunun kıymetini nereden bilebilir! Nereden geldiğini bilebilirler mi ki, örtebilesin onların günahlarını. Ahkam kesmek kolay gibi gözükür onlara kahkahalarda ama seninle başbaşa, yapayanlız kaldıklarında kendilerine kahrederler. Namlunun ucundaki kurşuna döner beyinlerindeki zamansız fikirler, sadece o kurşundan tetiğin çekilmesini beklerler. Kurarlar, kurarlar, kurallar gibi net bir şekilde hem de. İçlerinde fakir olanlar sevmez seni, zengin olanlarsa yer değiştirmenizi beklerler. Tam o saatte gelir, kanatlarından sedefler akan hayal perileri, ilham gibi, kan gibi, damla gibi. Az insan bilir kıymetinizi, benim bildiğim gibi."
Tanrım! Ben sadece bir isim, bir sıfatım. Senin ahlakından kopma, günahları benim karanlığımda boğanım. Bitirmek istesem de şu siyah, narin bedenimin hayallerini, fırtınanın kopacağı o günleri beklerim. Ben; ilham perisinin yuvası, ne kadar kavga etsem de ikizimle, ruhum sadece senin onunla birlikte.
Ben, yıllardır değişmez kulun, simsiyah gözlerimle;
Narin,
"Gece".
Basit Bir Döngü;
"- Ak... Devamııp giden hayatların arkasına saklanmış bir hayal midir yaşamak? Yoksa duvarların dibinde pusan gölgelerin fendine mi kapanmıştır hayaller? Karanlığın orta yerinden bastırabilir miyim omuzlarıma ateşi, yaşayabilmek için geleceği? Bir ben kalırsam karanlıkta ne olacak?
- Dünyanın orta yerinde bir yerlerdedir parmak izlerim ve hayat hapishanenın A2 kapısında, babasının çıkmasını bekleyen bir çocuk gibidir. Ne kadar sıyrılırsan karanlıkların tam ortasından, o kadar tutunur sana iyi ruhlar, iiçimdeki dualar. Önce karanlık, sonra aydınlık.
Dünya Döngüsü."
- Dünyanın orta yerinde bir yerlerdedir parmak izlerim ve hayat hapishanenın A2 kapısında, babasının çıkmasını bekleyen bir çocuk gibidir. Ne kadar sıyrılırsan karanlıkların tam ortasından, o kadar tutunur sana iyi ruhlar, iiçimdeki dualar. Önce karanlık, sonra aydınlık.
Dünya Döngüsü."
Bilmiyorum Başlığımı
Ve hayat dalgaların arkasındaki denizlerdeyse,
Kaybolmuş umutlar gölgelerdeyse
Şarkıların en derininde inciler saklıysa,
Gök yüzü hiç olmadığı kadar çirkinse,
Şehirde zaman hızlı hızlı aktıysa,
O zaman hayaller bir anda gerçeğin,
Çaresizliğine kalsa.
Dursa tüm dünya,
Gözlerimdeki yaşlar dursa.
Bir dizi şiir daha sevgili okusa,
Bir nokta daha benliğim yaşasa.
Ağlamak kolay bu dünyada, gerçekleri gördükçe, hayal kırıklıklarını benliğinin tam ortasında hissettikçe yaşamaksa daha da zor. Hiç düşündünüz mü hayatınızın tamamen değiştiğini? Cesaretiniz var mı bu aşka?
Hala hayallerinizde mi yaşıyorsunuz? Umut, acıyı arttırıyor. Ya susuz kalın yaşamaya, ya da ideal belirleyin düşmeye. Ve unutmayın; hiç bir şey olduğu gibi değil, hiç bir "ben" istediğim gibi değil...
Dost acıyı söyledi sanırım, benden nefret etmeyin.
Kaybolmuş umutlar gölgelerdeyse
Şarkıların en derininde inciler saklıysa,
Gök yüzü hiç olmadığı kadar çirkinse,
Şehirde zaman hızlı hızlı aktıysa,
O zaman hayaller bir anda gerçeğin,
Çaresizliğine kalsa.
Dursa tüm dünya,
Gözlerimdeki yaşlar dursa.
Bir dizi şiir daha sevgili okusa,
Bir nokta daha benliğim yaşasa.
Ağlamak kolay bu dünyada, gerçekleri gördükçe, hayal kırıklıklarını benliğinin tam ortasında hissettikçe yaşamaksa daha da zor. Hiç düşündünüz mü hayatınızın tamamen değiştiğini? Cesaretiniz var mı bu aşka?
Hala hayallerinizde mi yaşıyorsunuz? Umut, acıyı arttırıyor. Ya susuz kalın yaşamaya, ya da ideal belirleyin düşmeye. Ve unutmayın; hiç bir şey olduğu gibi değil, hiç bir "ben" istediğim gibi değil...
Dost acıyı söyledi sanırım, benden nefret etmeyin.
24 Haziran 2009 Çarşamba
Bir
Işığı kesilmiş ay partikülleri gibi dinlenip, nefes alacak bir yol arıyor kalbim. Kararan cevaplar, gözlerimde kararan yıldızlarla, uçurtmaların merdivenlerine ulaşmaya çabalayıp meydan okuyor yaradılış kanunlarından mütevellit kendilerine.
Ezberlerindaki tek duanın verdiği günahkarlığın dolu pişmanlığını hisseden çocuklar, benim masama gelsinler bu gece. Yanan ışıklarla meyhanedeki sarhoş hava, onların masalarındaki meyve sularına septik -"anti"si olmayan- mezeler olsun.
Ve dalgaların arasına bir hapsolup bir de özgür kalmak ister kalpler bu gece, tıpkı martılar gibi. Hani serindir ya mart ayında deniz kenarları ya da kokuların arasında kaybolur ya leylaklar, işte öyledir bu oksijeni noksan, orospusu bol hayat.
Bu bağlamı kıskanır tüm bağlaçlar. Özgürlüğün kısıtlanması tüm bağlaçlar için geçerlidir. Oysa ben bir "-de" ya da "-ki" bağlacı olmak isterdim. Hiç olmazsa -yazarın adaletine bırakılmış olsam da- iki türlü kullanılabilme şansım olurdu.
Babacan konuşmaları özlüyorum bu aralar. Okuyanım yok; fakat kağıtlarım yeterli değil şekillenen hayatlarımı anlatabilmeye.
Ezberlerindaki tek duanın verdiği günahkarlığın dolu pişmanlığını hisseden çocuklar, benim masama gelsinler bu gece. Yanan ışıklarla meyhanedeki sarhoş hava, onların masalarındaki meyve sularına septik -"anti"si olmayan- mezeler olsun.
Ve dalgaların arasına bir hapsolup bir de özgür kalmak ister kalpler bu gece, tıpkı martılar gibi. Hani serindir ya mart ayında deniz kenarları ya da kokuların arasında kaybolur ya leylaklar, işte öyledir bu oksijeni noksan, orospusu bol hayat.
Bu bağlamı kıskanır tüm bağlaçlar. Özgürlüğün kısıtlanması tüm bağlaçlar için geçerlidir. Oysa ben bir "-de" ya da "-ki" bağlacı olmak isterdim. Hiç olmazsa -yazarın adaletine bırakılmış olsam da- iki türlü kullanılabilme şansım olurdu.
Babacan konuşmaları özlüyorum bu aralar. Okuyanım yok; fakat kağıtlarım yeterli değil şekillenen hayatlarımı anlatabilmeye.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)