Ve Sen ve Ben ve Nokta.

Bakışlarında gizlediğin sonbahar yağmurlarının altında ıslanıyor gibiyim. Gözlerine bakarken duyduğun nefret, belki hiç olmadığı kadar gerçek belki hiç olmadığı kadar yalandı. Düşlerden düşerken ruhumda bıraktığın sanrıları parçalamak istercesine kendimi bu tipini siktiğim eylülünün içine bırakıyorum. Yağmur herkese duyduğu özlem kadar mı yağarmış?

Bu bir pas karnavalı.

İstediğin oyunları oynadın mı? Ben aradığım huzuru bulmuşken ne zaman geleceksin bozmaya, benim de oynadığım bu bir kaç kişilik komedyayı? Yağmuru beslerken hiç mi dans etmek istemedin bu paslı gecede. Hadi, bekliyorum yine senle çaresiz hissetmeye.

Gözlerini kaçırıyorsun, kaçırma.

Bu acıyı benimle birlikte çekmek için o azgın ruhuna bir şans ver. Hiç düşünmediğin ilkbahar günlerine döneriz belki de. Senin elinde gecenin Tanrısı Zeus'un şimşeği, bense bir garip poseidon; denizlerin fıtratsızı. Ve sen bu dünyayı yakarken benim kalbimden koşup gitmene izin vermeyecektim. Bir sarı fırtınada tanıştım seninle, aşk kalbimi söküp atarken ruhum geçmiş kuşakların çığlıklarında boğuldu.

Boş tabloların en güzel imgesisin sen. Görünmez karanlıklarını bana bırak.

Bu gece de kendimi asmayı düşündüm belki milyonlarca kere. Lakin, bir hiçlik, hiçlik olarak kalmaya devam etmeli. Aşk 27 yaşımın karın ağrısı. Sen saçlarından suçlusun, kokundan suçlusun, ceza müebbet lakin; sonsuz özgürlükte.

Tanrım.

Bağırmak, haykırmak istiyorken böylesine tüm dünyayı yakma arzusu ne acemi, ne kişiliksizce. Güneşin ne kadar hızlı döndüğünü, benim ne kadar hızlı battığımı görebiliyor musun? Sunshine, açlıklarınla boğulmakta ne kadar da mutlusun?

Bütün kelimeler siyah lan, Allah belanızı versin ki siyah. Yıldız olacağın başkasının gökyüzünü sikeyim.




Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Sabahın 5'inde Tüm Şehirler Güzeldir

Aydan Ruh ve Çirkin Tanrı

T-S Denklemi