Aydan Ruh ve Çirkin Tanrı

Ruefulness and the latest confirm. Şair bir şarkı gibi yalpalanıyor. Soluk gecenin en aydın saatinde yani tam ızdırabı, soğuk literatürler geçe geçmişin gölgesinde yankılanıyor şiirleri. Düşünüyor, olmuyor, oldurmaya çalışıyor, beceremiyor ve yere vuruyor kaderin kadehini. Teravi vakitleri kalıyor gençliğinde, ölüm onun ülkü ocakları; faşistçe seviyor ve çirkefçe vuruyor tüm hatalarını aynadaki suretinin yüzüne. Bir taraftan saatin tik tak sesleri geliyor, sinirleri bozuluyor. Gam ve keder mahallesine çoktan geçiş yapmış olsa da içindeki o müzmin, o mülayim umutlara dur diyemiyor. Haykırışları tüm dünyada yankılanıyor, hissediyor, saat artık ölüme yaklaşıyor.

Pencereyi açıyor, derin nefesler çekiyor içine. Üçüncü katta ama cennetin en üst katından cehennemin en dibine atlıyormuş gibi hezeyanlar geçiriyor. Bir parça daha uyuşturucu olsaydı... Belki de dünyayı yeniden yaratabilirdi, biliyor. Pencerenin pervazında bir kuğu misali yürüyor. Yumuşacık, narince. Eğiliyor, gök kuşakları geliyor aklına, yağmur sonrası o hafif sıcaklığı hissediyor.

" Ey Tanrı! Ay Tanrı! Şu saldığın ışığı verseydin bedenime, ruhum geçmişin mezarlarından dirilirdi tekrar bir kanser hücresi gibi. Ama sen üstüme bütün çiçekleri saldın, üstüm başım kirlendi. Mecazi anlamda aydınlandım fakat rasyonel sayılar gibi ne olduğumu bilemedim. Aç kollarını ve merakla izle beni, bu yarattığın ruhun son fısıldayışı!


İkimiz birden ölebiliriz Tanrım,
Yere bakalım! "




Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Sabahın 5'inde Tüm Şehirler Güzeldir

T-S Denklemi