Kirpik ve Tanrı

Eski bir şiltede yanan hayallerini dinlemelisin bu gece. Keyifsiz bir yaşam geçerken, ömrüne bir meleğin girdiği zamanları hatırla. Sararmış tüm yaprakların yampiri yampiri yürüyüşünü arıyor gözlerim. Gecenin rengine bulanmış hatıralar gibi karışmış tüm heceler. Askıda kalmış gecenin umutsuz yakarışları. Bu bohem hecelerin, tüm gündüzleri ağlattığına şahit oldum, atlattığına şair oldum. Sıfatsız güllerin önlerine o güzelliği katan Tanrı ise, biz miyiz tüm kesik başlı tezahürleri çirkinlik tesettürüne bağlayan? Geçmişin içinden bir Vav büyüyor, Vav ki soluksuz bir harf, ki sen de soluksuzsun tüm kurban edilmiş çiçeklerde.

Sonu olmayan, başının nerede doğduğu bilinmeyen bir güleçlik komedyası bu.  Yağmurun yağdığı güllerin açması kadar dirayetli mi bu gök yüzü, bu hayaller en baştan mı yazılmalı, yoksa bir sisler durağı mı yaşam? Bilinçsiz kaldı dimağım. Eksik bir kan var damarda akmayan, kesilen bilekler değil de düşler ise eğer, beklemeli var oluşun, tüm kainatın yanmasını. Sonra sönmeli, kül olmalı, toprağa karışıp, çiçek, börtü böcek vermeli. Eşref-i mahlukat cehenneme dünyada ermeli.


Ve ardından yeni bir Sevda masalı tasarlanmalı, hiç bir gök kuşağının kaybolmadığı, hiç bir güneşin batmadığı bir sevda masalı olmalı bu. Ki otlar bile aşka saygı duymalı. Bir kirpik tanesinden doğmalı tüm bunlar, kim olduğunu bilmediğim, asla bilemeyeceğim kadar ulu bir kadının kirpiğinden kopmalı yaradılış. Tanrı bir kirpik olmalı.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Sabahın 5'inde Tüm Şehirler Güzeldir

Aydan Ruh ve Çirkin Tanrı

T-S Denklemi