Ve İnsanoğlu ..... Keşfetti

Penceremden Ay’ı izleyip, yere fırlattığım dualarım kadar kısa sürer mi bedenimi aşağıya yönlendirip, sıcak zeminle buluşmam? Ellerimin titreyişini, vücudumun acısını saklı tutup o an durdurabilir miyim? Ay kadar asil durup; şarkıları şark köşesinde elinde nargilesiyle dinleyen o şamdan kadar serkeş bir asalete sahip olup, tekrar tekrar gökyüzüne çevirebilir miyim başımı? Cüzzamlı suratlar gibi kundaklanmış kalbimi söküp atmam kaç saniye sürer acaba? Sizlere ömür şiirinden sesleniyorum şimdi, kesit 11 bu. Zamanın durduğunu hissediyorum önce, sonra vücudumun kokuştuğunu... Aforoz edilmiş tinsel temaslarım belki de ilk meyvesini verdi, zakkum.


Ve insanoğlu yemeği keşfetti.


Düşündükçe beynimde elektrik süpürgeleri sobeleniyor. Tek tek ebe sırasına sokuyorum ki onları; hangisi mızıkçılık ederse ondan bir sonraki ebe olabilsin. Son bir sorun, ya hepsi mızıkçılık ederse? Düşünceler, düşünceler, düşünceler...


"ıÜüHani siz (verilen nimetlere karşılık): Ey Musa! Bir tek yemekle yetinemeyiz; bizim için Rabbine dua et de yerin bitirdiği şeylerden; sebzesinden, hıyarından, sarımsağından, mercimeğinden, soğanından bize çıkarsın, dediniz. Musa ise: Daha iyiyi daha kötü ile değiştirmek mi istiyorsunuz? O halde şehre inin. Zira istedikleriniz sizin için orada var, dedi. İşte (bu hadiseden sonra) üzerlerine aşağılık ve yoksulluk damgası vuruldu. Allah'ın gazabına uğradılar. Bu musibetler (onların başına), Allah'ın âyetlerini inkâra devam etmeleri, haksız olarak peygamberleri öldürmeleri sebebiyle geldi. Bunların hepsi, sadece isyanları ve taşkınlıkları sebebiyledir. " (Bakara)


Kendime isyan ederim, yediklerime değil.
Ellerimi yemeye çalışırken beynimi yedim.


Ve insanoğlu ölümü keşfetti.


Pöhh!! Ne de pis kokuyor bu be! Oysa ki benim önce dersini yüzdüğüm ve yediğim bıldırcın bu kadar kötü kokmuyordu. Ulan ne güzel, uzun süre yemek için bir oraya, bir buraya koşturmama gerek kalmayacak diye düşünmüştüm. Bu pis kokuyla yenmez ki bu.. Kadın, Havva’dan gelen diğeri, neyin nesisin bilmiyorum da ne yapacağız şimdi bunu? Neden öldü bu? Ne? Kendi kendine mi? Nasıl olur bu... Sen ne diyorsun kadın, sen mi öldürdün yoksa? Evet, haklısın. Sen öldürseydin içinden kırmızı su fışkıran sudan olurdu, değil mi? Aman, onun da tadı ne kötüydü be... Vallaha bilmiyorum, ileride bunun sapıkça bir kesime hitap edecekmiş... Hem bu benim suçum olmaz, o vampir denen hıyarlar bu günden milyonlarca yıl sonra türeyecekler... Tamam tamam, çene yapma be kadın, anladık boğarak öldürme daha keşfedilmedi. Bu daha ilk ölüm, ilk giden... Ne? Nereden bileyim be! Hem, tövbe de! Hala yaşıyoruz işte, ben gelecek için yorum yapmam, o bizi gönderenin bileceği şey. Ben artık yorumlaya başladım ama, bu da bu işe yaramaz gibi bir anda ölebileceğimizi doğruluyor sanırım. Hem boşver sen, ileride “Buda” gelip sadece bedeninin öleceğini, ruhununsa tekrar tekrar başka bedenlerde hayat bulacağını söyleyecek. Hem nerden biliyorsa, babamlar bile daha o şerefe nail olamamışlar. Bak teyze kızı, Havva’dan çıkma karşı cins; sus be artık! Seninle benim aramızdaki fark sadece üreme açısından değil sanırım. Ne? Evet, seninle yatarken mutluyum orası ayrı bir konu ancak sen de biliyorsun ki benim kemiğim sende yok, ben senden daha üstün bir varlığım. Saçmalama be, annelikle ne alakası var bu konunun. Siz sadece taşıyıcılıkla görevlisiniz, kalanı biz yapıyoruz. Tamam be kadın, git, senin beynin benden daha büyük! Şu anda seninle tartışmayıp, bu leşi ne yapacağımı düşünmem gerek. Yoksa, stratosfer tabakası delinir, güneş ışıkları yakar kalanlarımızı da vallaha...

(Amanın, ben baş edemem bu cinsle. Bu adam da benimki gibi bir karısı olduğu için mi acaba böyle öldü? E tabi, konuşmaya başladıkları zaman susmak bilmiyorlar. Ama sanırım, dediğim şey gerçek, onlar benim türümden daha zekiler. Hem neden bu kadar düşünüyorum, daha zekanın o kadar önemi yok. Ateş keşfedildi ama daha zekanın ne olduğunu bulmalarına çok var.)


Ve insanoğlu toprağın işlevini anladı.

Demek ki sadece yemeklik o kötü tatlı şeyleri çıkarmaya işe yaramıyor bu şey. Hem ben de merak ediyordum, bunun altında ne var diye. Babam zebanilerin yaşadığını söyler hep ama ben inanmam. Kazmam gerekiyordu, kazdım işte. Gerçi soruma cevap alamadım hala ama ne kadar kazsam da bitmediğini gördük... Şu neden öldüğü meçhul olan adamı da bırakalım bu çukura, hah, tamamdır. Oh be, kurtuldum şu iğrenç kokudan! Neyse, hadi bıldırcın avına.

(Bunu neden yaptığımı bilmiyorum. İçgüdüsel olarak o adamın öldüğünü gördüğüm anda bunu yapmak isteği doğdu içimden. Ben bunu yaptıktan çok uzun zaman sonra söyleyecek ki bir peygamber: )


"Toprak ölüleri yaşama kavuşturacaktır."(Yeşaya, Bölüm 26)


Ve insanoğlu öldürmeyi keşfetti.


Hadi kadın, kalk! Ne “kocacım”ı be, nereden uyduruyorsun böyle sözleri? Kalk hadi, avlanmaya gidiyoruz. Taşlardan döverek yaptığım, o kırmızı suyu fışkırtan sopam nerede benim? Neden mi sana soruyorum? Her şeyimi alıp bir yerlere koyuyorsun da ondan!(baba serzenişi{!}) Kalk, bul! Emir ne demek be, sen kadınsın, benim kaslarımda oluşan laktik asit miktarı seninkine göre daha az, ya da ne bileyim işte, senin kasların daha az ve ben bu yüzden senin canını yakabilirim. Benim etik değerlerim falan yok kadın, ben daha ilkelim, ilk insanım ben. Doktorluğu ya da benim senden neden fiziksel açıdan üstün olduğumu bilmediğim için de tam anlamıyla senin neden canını yakabileceğimi açıklayamadım. Bu yüzden de efkarlıyım. Kalk tamam, buldum ben. Aranıyordum bir yandan çünkü. Kimin aklına gelebilir ki, mağaranın en ücra köşesine atacağın bunu.

-Yürürler... Etraf karanlıktır.-

Bak şimdi, orayı görüyor musun? Bu gece daha farklı bir şey deneyeceğimiz için çağırdım seni. Orada boğalar var. Bıldırcına ne mi oldu? O devir kapandı artık güzelim, biz ve bizim gibilerin üstüne sırf bu yüzden yoksulluk geldi. Bunun da doğru olmadığını benim kanıtlamam gerekiyor. Ya karıştırma orasını, ben insanım, hırslarım var benim. En önde, bütün canlıların önünde olmam gerekiyor. Evet, senin bile önünde. O ne! Amanın, gözlerinden su akıyor, gel bir tadına bakayım. Ahh!! Neden vuruyorsun be! Acıdı tabi, hem neden kızdın insanoğlu olduğumuzu hatırlatınca ben? Sevmek?? Daha o kadar küçülmedim ben, o sadece sizin gibiler için geçerli özellik kadın. Uzunca bir süre de sevgi denen şeyi taşımayacak erkeklerin soyu devam edecek. Bu duyguya sahip olan erkekler türese de bizim klanımız bu yetimizi- ya da yetisizliğimizi- devam ettireceğiz. Neyse, ideoloji tartışması yapmayalım burada, konumuza dönelim. Orayı görüyordun değil mi? Boğaların da orada olduğunu söylemiştim. Şimdi git oraya, al şu taşı, at kafasına ve sonra koşturarak kaçmaya başla. Ben de bu sopayı o boğaya fırlatacağım. Hayır hayır, vermez o boğa sana bir zarar- salak şey, tabi ki verecek, yoksa ben neden kendi cinsimden olmayan sizleri çağırayım- Evet, Havva’dan çıkma diğer cins, git artık.

-Kadın gider, erkek kendi kendine konuşmaya başlar. Delilik olarak sayılmaz tabi bu alışkanlık o zamanlar... Bu yüzden ve orada kimse olmadığı için yadırgamayınız adamın kendi kendine konuşmasını lütfen.-

Sessiz ol be, bak önüne bile bakmıyor... Hah! Gördü şimdi. Taşı da attı, hııh, koşuyor işte. O arkasından gelen de boğa olmalı. “???” Hangisi boğa bunların be, öndeki mi? Evet evet, o daha hızlı koşuyor. Bismillahirrahmanirrahim...

-İşte burada ben de erkeklerin angutluğunu kabul ediyorum. Eğer sen bir boğa ile kadını ayırt edemiyorsan, kütikula tabakasıyla eş değersin demektir.-

Vurdum onu! Koştur koştur adam, bakalım tadı nasıl. Kadın nerde bu arada? Hönk!!?*/*+--*/ Sen boğaysan, kadın ne, cevap ver. Bana geri zekalı demeyi kes de açıkla! Iııığğğ, şey, tamam, geri zekalıyım ama senin benden gelen darbeyle ölmen olacak şey değil, sıkılma o yüzden. Yat birazcık burada sonra düzelir gelirsin o uyuduğumuz yere. Hişt, kadın cevap ver, andriod misin nesin! Laann! Anam bu baya baya öldü...


Krolonojik sırası yanlış, daha bir sürü keşif ama bu benim defterim olduğu için, bunun sırasını ben belirlerim. Ve son silsile sarsıntısı artık, son keşif.


Ve insanoğlu intiharı keşfetti.

Kendimi o en büyük yükseltinin en tepesinden yere bırakırken gözlerimi kapattım. Ellerim yanlara doğru açılırken, en uzun sürede, bir yükseltiden atlayarak ölen insan olma şerefine eriştiğimi düşündüm, gülümsedim o saniye altında. Doğal olanı, bizim gibi şizofrenlerin, penceresini dünyanın en yüksek yeri olarak görmesidir. Bedenim yere doğru yaklaşıyor ve adeta daha da derin hissediyorum saniyeleri. Evet, şimdi intihar tarihini inceliyorum kendi beynimde. Bilmiyorum, ilk intihar eden insan neden intihar etti. Ama şuna eminim ki hiç biri, şizoların dışında, -artık kendimle ve hastalığımla "rıza abiiii" der gibi “şizooo abiii” diyerek dalga geçiyorum, çünkü sıkıldım bu kişilik bozukluğundan-, intihar ederken bu denli derin hissedememiştir. Beyninizin iki lopu da çalıştı mı aynı anda? Yere deyemeye 1.48456 saniye kala çalışıyor bence. Nedenini de biliyorum. Çünkü ben o saniyedeyim artık ve hastalığımın ne denli ciddi olduğunu anlıyorum. Eğer ruhum hemen gökyüzüne yükselmeye başlamazsa, tedavi görmeliyim.

Kusursuzlaşıyor ısı, Rüzgarın ve yer çekiminin bana kattığı ivmeyle daha bir yanıyor tenim. Ellerim hala titriyor, kendi alevinde yansa da şu anda artık düşlerim... Evet, artık bedenim çarptı sıcak zemine! Ah! O kudretli acı işte...

Penceremden Ay’ı izleyip, yere fırlattığım dualarım kadar kısa sürermiş bedenimi aşağıya yönlendirmem ve sıcak zeminle buluşmam. Ellerimin titreyişini, vücudumun acısını saklı tutup o an durdurabilmek imkansızmış. İnsan Ay’dan daha asilmiş ve şarkıları şark köşesinde elinde nargilesiyle dinleyen o şamdan gibi, hatta daha da büyük bir serkeşleşmiş asaletle yeniden gökyüzüne çevirebiliyormuş başımı.

Oysa intiharla biten ten, bir şeytan kadar sevaplı, bir dua kadar zararlı.

Cüzzamlı suratlar gibi kundaklanmış kalbimi söküp atmam 1.48456 saniye sürüyor ve ben bunu tavsiye etmiyorum. Sizlere ömür şiirinden -esasında kendi düz yazılı şiirimden- sesleniyorum şimdi, kesit 1 bu. Zamanın durduğunu hissediyorum önce, sonra vücudumun kokuştuğunu... Aforoz edilmiş tinsel temaslarım belki de ilk meyvesini verdi, zakkum.

Yorumlar

  1. keşfedilmedi

    Hşş, kadın cevap ver, andrioit misin nesin! Laann! Anam, bu baya baya öldü...

    android

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Sabahın 5'inde Tüm Şehirler Güzeldir

Aydan Ruh ve Çirkin Tanrı

T-S Denklemi