Işığı kesilmiş ay partikülleri gibi dinlenip, nefes alacak bir yol arıyor kalbim. Kararan cevaplar, gözlerimde kararan yıldızlarla, uçurtmaların merdivenlerine ulaşmaya çabalayıp meydan okuyor yaradılış kanunlarından mütevellit kendilerine.
Ezberlerindaki tek duanın verdiği günahkarlığın dolu pişmanlığını hisseden çocuklar, benim masama gelsinler bu gece. Yanan ışıklarla meyhanedeki sarhoş hava, onların masalarındaki meyve sularına septik -"anti"si olmayan- mezeler olsun.
Ve dalgaların arasına bir hapsolup bir de özgür kalmak ister kalpler bu gece, tıpkı martılar gibi. Hani serindir ya mart ayında deniz kenarları ya da kokuların arasında kaybolur ya leylaklar, işte öyledir bu oksijeni noksan, orospusu bol hayat.
Bu bağlamı kıskanır tüm bağlaçlar. Özgürlüğün kısıtlanması tüm bağlaçlar için geçerlidir. Oysa ben bir "-de" ya da "-ki" bağlacı olmak isterdim. Hiç olmazsa -yazarın adaletine bırakılmış olsam da- iki türlü kullanılabilme şansım olurdu.
Babacan konuşmaları özlüyorum bu aralar. Okuyanım yok; fakat kağıtlarım yeterli değil şekillenen hayatlarımı anlatabilmeye.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
0 yorum:
Yorum Gönder